12 Ağustos 2011 Cuma

MIGONE!!!

 Geçen gece arkadaşım Furkanın beni aylardır götürmek istediği ancak bi türlü fırsat bulamadığımız bulsak da planlarımızı uygulayamadığımız o büyülü dondurmacıya MIGONE 'e sonunda gittik...Aslında bir dondurmacı olarak lanse etmek pek doğru olmaz..Çünkü tüm çocukluğumu o minicik vitrininde buldum...Yaklaşık 3,4 ay önce önünden hızla geçerken "burası da ne böyle? " diyip vitrine dayamıştım burnumu ama kapalıydı malesef...E artık geç buldum çabuk da kaybetmeye niyetim yok..
Şimdi yermek gibi olmasın ama Bebek Mini dondurma için çıldıranlar kesinlikle duraklarını bir an önce değiştirmeliler.....

Efendim, kendileri küçük bebek yokuşunun girişinde çıkarken solda , inerken sağda konumlanıyorlar. (Marmaris Büfe ve Midnight Express'in bir kaç dükkan üstü) 
Zaten bu şirin dükkan görüldüğünde ufak bir çığlığı hakediyor(:
Migone'un sahipleri Nihan ve Alper Albayrak çifti. Gerçekten en az dondurmalar kadar şeker bi ikili ve güleryüzlü elemanlarıyla mükemmel bir hizmet sunuyorlar...Geniş bir dondurma ve sorbe yelpazesi mevcut...Birbirinden renkli birbirinden hoş lezzetli bu ıcebar ı görmek için bile uğramanız şart!!!

 Solda ki minik kurabiyeli ve çikulatalı dondurmam sağdaki de beyaz porselen bardağımda çayım(:
İşin en güzel kısmı artık her yerde önümüze gelen çirkin demlikler bu dükkanda yok ve demleme çayları mevcut(:

 
Dondurmasını yemiş Ecem vs Çikulata banyosu yapan inek











 Gelelim o büyülü vitrine...
Şu minik sirk cadırını gördüğünüzde, kendinizi sirkdeki en ünlü trapezci gibi hissedebilirsiniz... Antik Roma dan bu yana sirk gösterileri yapılır. Roma sirklerinde uzunca ve karşılıklı iki tribün vardır ve iki uçta hilal şeklinde birleşir. Alt tribünde daha asiller otururdu. iste burasıda öyle bir mekan..kendi ufak dünyanızın asilzadesi olarak en leziz dondurmaları, dönme dolabın en üst koltuğundaki hazla eşdeğer bir biçimde tadıcaksınz...
Öyle dalıp gidiceksiniz ki ağzınız burnunuz dondurma elinizde ki peçeteyi bile yiyebilirsiniz..bunun garantisini veriyorum(:  Raflarda renkli renkli kutucuklar çukulatalar şekerler minik renkli şişeler italyan pasta ları...Ayrılırken yukarıda ki çukulata banyosu yapan ineğin mutluluğu olucak suratınızda(: Bende şahsen öyle bi görüntü oluştuuu((:














 Bu da enfes menüsü yalnız sezona göre değişiklikler olmakla birlikte kullanılan meyvalar organik; sertifikalı...Hani işin çok o kısmında değilim, lezzetli olması benim için yeterliydi...ama takıntılıysanız, organik hayatın oranik çimenleriyseniz ordaki küçük saksıda siz de yetişebilirsinz(:
Bu arada fiyatlar da gayet makul...Az yiyin ki tadı damağınızda kalsın bir daha ziyaret etmek için sebebiniz olsun ;)
Tavsiye Edilenler:
After Eight, Kurabiyeli, Bodrum Mandalinasi ve dahası.....




Unutmayalım...
"Küçük tatlar BÜYÜK mutluluklar getirir..."

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Neyin Peşinden Koşacağını Bilmek Lazım...





Evet... Bilmek lazım...
2 yıldır bu gün, şu gün, hayır diğer gün, tamam önümüzdeki hafta diye diye ertelediğim blog um sonunda açıldı...
Bu kız şuan Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi ,anlayacağınız bir hayli yorgun...
Fakat tüm çocukluğu ya futbol topunun peşinde koşturarak ya da Barbie bebeklerine elbise dikerek geçti...hani kaç tane fırfırlı elbisesini parçaladı haberi bile yok(:
Anlaşıldığı üzere arada kalmış bi kişilik..
Sonuç olarak orası burası koştururken bazen kız mı erkek mi kararsız kaldığı çok an oldu...
Herşeye rağmen tek hayali, lise yıllarından sonra o kocaman kapılı, içeride milyon iğne, cansız manken ,tela, kumas kokulu okula girebilmekti, evet evet Marangoni Fashion University...
Bunun sonundaki 3 nokta milyon tane olabilir çünkü hala bir hayal olarak kalmakta...
"Ben İtalya ya gidiyorum dostlar açılınnnnn..." kafasındayken anne baba faktörü ile hukuk fakültesinin göbeğinde buldu kendini...
alıştı ... Zaten herşeye çabuk alışır buna da alıştı...
Koca kitapların arasından yine koleksiyonları kovaladı, blogları takip etti, ceza sınavıdan çıktı defileye gitti, dikti, kesti, e gerçekçi olmak lazım bazen mahfetti(:
Yanlış şeylerin peşinden koştu, koştu da yoruldu...
Sonrası aşikar burdayım yine bişeylerin peşindeyim ve sonucu iyi biliyorum...
O büyüklerimizin  söylediği "altın bileziği" mi koluma takıcam o ışıldadıkça ben coşucam(:
Hayat nerelere götürür neler katmak ister bana bilinmez ama ben yine seyahat edicem ,keyifli müzikler dinlicem,yüksek topular üstünde yükselirken keyif eşiğimi daha da yükselticem, tabiki güzel yemekler yiyicem, güzel insanlarla tanışıp şekerden yapılmış dantellerin içine giricem, kumaşlar yine beni heyecanlandırıcak kokusunu içime çektiğim renge bürünücem...
Ve bunların hepsini yaparken size bir tik tok kadar yakın olucam(:
Artık burda olduğuma göre ve sizde ufakda olsa beni tanıdığınıza göre ve bende ÇOK MEMNUN olduğuma göre başlıyabiliriz...
Tupturuncu Şeker Portakalı Dünyama HOŞGELDİNİZ..........  ;)